Sözün bittiği yer

Sözün bittiği yer

Bu saatten sonra ister kız isterse kızma kendine. Hiç mi yazık buna demedin. Bu kadar sevginin karşılığında ben ne yapabildim diye sordunuz mu? Sakın ağlama ama cevabın ne olursa olsun. Senden tamam artık ağlamayacağım demeni beklerim. Kuytu köşelerde gözlerin kan çanağına olana kadar hıçkırıklarla ağladığını iyi biliyorum.

Hasret ve özlem acıymış. Şehirler , odanın duvarları insanın üzerine yıkılıyormuş. Yaşayarak öğrendim. Bu gece bunu tekrar öğrendim. Kokun gelsin istedim esen rüzgarla birlikte. Bu gece yine ağlıyorum. İnan gözyaşlarım yanağımı yalayıp tenimi ıslatmadı, yüreğime kaynar sular dökülür gibi aktı. Ben çok Nevizade’de masada yığılıp kaldım. Hep hayalinle sen geldin tuttun kaldırdın beni.

Nasıl görmeden sesini duymadan sevilebir bunu anlatması çok zor. Yokluğunu içimde hissettirmeden yaşamak. Seni her şeyinle kabul ediyorum. Hiç kimse bunu diyemez. Dakikaları saat, saatleri günler, günleri aylar, ayları yıllar yaptım. Sensiz ve sessizce yaşattım aşkımızı. Ama hep birşeyler eksikti. Senin eksikliğini belli etmemeye çabalamak ne kadar zor bilir misin? Omuzlarımdaki yaşamın verdiği yük o kadar ağır ki. Ben bile bile bir yük daha ekledim . Seni ekledim ne kadar zor kadın olduğunu bile bile. Belki sen anlarsın bir gün diye susuyorum hep. Her şeye , herkese belli etmemek için aşkımızı çok fedakarlık ettim. Ben sesinden, teninden ve kokundan mahrum ettim kendimi. Bunu yaparken bende oluşturduğu acıyı, ağrıyı bilemezsin.

İnanmazsın ama dinlediğim tüm şarkıların nakaratları senin ismin di benim için. Haykırarak sevmek yerine suskun kalmak çok zor. Sadece bir fotoğrafın var bende. Telefonumda sürekli gözlerimi kırpmadan bakıyorum. Bakarken uyuyup, uyandığımda tekrar bakmak ne demek bilemezsin. Sonra uyku sersemliği ile kahvemi alıp sigaramla balkonda senin fotoğrafını bakmaya devam ederek hayallere dalmak ne demek bilemezsin.

Kim bilir gün gelir sende yaşarsın benim gibi. Bu ağrı ve acıyı hissetmeni isterim. Belkide o zaman bu ağrılarımı dindirmek için çaba harcarsın. Derdime derman olursun. Konuşmak isteyip de konuşamadığımda seninle , yerine duvarlar muhabbet ediyor benimle. Ah be Sultan bende bir ismin bir de fotoğrafın var. Bilir misin karanlık gecelerime aydınlatıyor o fotoğrafın. Çok defa gecenin bir yarısı telefondan uykulu sesinle aşkım demeni ne çok istedim. Dedim ya bir ismin ve bir fotoğrafın var diye. O ikisini öyle kazımışım ki yüreğime , bedenime ne atmak mümkün, ne de söküp çıkartmak.

Hasret bu kadar mı koyar insana. Seni yangınlarda değil de , başın göğsümde saçlarını okşayarak sevmek vardı. Göğsüme batan iğneler de geçecek biliyorum. Her şey geçecek inan buna adım kadar eminim. Ama boğazıma düğümlenen yutkunamadıklarım asla geçmeyecek. Hiçbir zaman seni seviyorum demiyeceksin. Ama kalbinden öpüyorum demen bile yeterliydi benim için.

Bak yine sabah olmak üzere ve fotoğrafına baktıkça hayallere ve derinlere dalıyorum. Bir çukurdan çıkıp başka bir çukura düşüyorum. Oluk oluk akan gözyaşlarım dolduruyor ve boğuluyorum. Daha ne söyleyebilirim ki aşkım. Sen alışkanlığım oldun bende.

Gel gönlüme otur ve kalkma sakın oradan. Sonra mı ? Aşkım. Özlemini hücrelerimin hepsi hissediyor. Gelip bir öpsen yanağımdan, yüreğimden. Bütün hücrelerim bayılır mutluluktan.

Artık eyvallahım yok hiçbir şeye . Ben seni gönlümün cennetinde barındırırken, bedenlerimiz cehennemde yansa ne olur ?

Bak aklıma neler neler geliyor ya. Gece yarısını çoktan geçti, sokakların arasında, ellerinden tutarak ‘sen sahip olduğum her şeysin’ diye haykırmak isterdim.

Ben inancımı kaybetmedim. O uzun bekleyişlerin sarılmayla biteceği gün gelecek elbet.

Ahmet KİREÇCİ

22.06.2019

03.22

Bir cevap yazın