Kadınları tanımak

Kadınları tanımak

Kadınları tanımak

Kadınları tanımak

Kadınları tanımak ister misiniz?

Kadınları tanımak ister misiniz?
Bu makalemde görmezden geldiğimiz kadınlar, evlilik, boşanma, cinsel yaşam gibi konuları ele alacağım. Böylece kadınları tanımış oluruz.
Şu unutulmaması gereken bir gerçektir. Kadınlar erkeklerden daha yoğun duygusallık yaşarlar. Aşık olurlarsa tutkulu aşk bekler onları. Ergenliğe giren her genç kız uzun yıllar evli kalmayı hayal eder. Asla boşanmayı düşünmez. Kadın ve erkekler en çok şiddet ve sadakatsizliği affetmekte zorlanıyor.
Kısaca özet şu kadınlar değer görmek ve sevilmek istiyor. Kadınlar en çok kendilerine değer verildiğini, beğenildiklerini, dinlenip anlaşıldıklarını ve sevildiklerini görmek istiyor. Kadın erkeğin yaşadığı zorluğu anlamasını ve empati yapmasını beklerken erkek hızlı çözüm önerilerinde bulunmayı yeterli görüp “problem çözen tamirci” rolüne bürünüyor. Kadınlar ise duydukları çözüm önerilerinden çok duyulduklarını fark etmeyi, yaşadıkları zorlukların anlaşıldığını hissetmeyi arzuluyor.

Mutlu evliliğin olmazsa olmazları nelerdir?

Mutlu evliliğin olmazsa olmazları ;
İyi iletişim. Birlikte sorun çözme becerileri. Bir taraftan “biz” olmaya çalışırken diğer taraftan “ben”leri koruyabilmek. Ortak hedef ve amaçlar oluşturmak. Güven duygusu verme. Tahmin edilebilir ve tutarlı olma. Hayallerini değil birlikte olduğu kişiyi tanıyıp sevme. Rutin bir yaşamın içinde mutlu olabilmeyi becerebilme.

Ödenen bedeller ödülleri aşınca evliliklerin sonu da geliyor.
Evliliklerin ilk yıllarındaki rekabet; beraberinde öfke, tartışma ve karşılıklı suçlamaları getiriyor. İlerleyen yıllarda yaşanan yorgunluk ise umutsuzluk ve sessizliğe dönüşünce yabancılaşma başlıyor.
Kimse mutsuz olmak için evlenmiyor ama gelinen noktaya çözüm aranmayınca fatura evliliğe kesiliyor. Arada olan masum çoculara oluyor inanın. Ne oluyor da evlilikler değişiyor? Romantik duygularla başlayan tüm ilişkilerin ilk döneminde ödüller çok, bedeller az oluyor. Zamanın birbirine odaklı geçirildiği, duyulmak istenenlerin bolca işitildiği, ekonomik sıkıntıların göze çarpmadığı, hoş sürprizlerin yaşandığı, ağırlıklı olarak zevk ve doyum üzerine kurulu bu dönem “görme kusuru” olarak adlandırılıyor. Görme kusuru yaşayan kişi, karşısındaki insana sahip olmadığı özellikler atfedip onu istediği ya da hayal ettiği gibi görüyor.

Günümüz evliliklerinin yürüyenleri kadar yürümeyenleri de var. Boşanmalar o kadar arttı ki insan, geçmişteki evlilikler mi daha başarılıydı yoksa o dönemde. Hani halk tabiri vardır ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ mantığı mı geçerliydi!” diye düşünmeden edemiyor. Bunun en önemli nedeni evliliklerin yürümesi yolundaki beklenti ve kuralların değişmesi. Hal böyle olunca , evlenmek bir haksa boşanmak da bir hak, diye düşünenlerin sayısı artıyor. Bir başka gerçek de şu; boşanmaların büyük bir ivmeyle artması giderek normalleştirilmesine ve bu konuyla ilgili olumsuzluğun rafa kaldırılmasına yol açıyor. Daha evliliğe geçiş aşamasında “Yürümezse boşanırım” şeklinde bir düşünce yapısı belirince evlilik kararı daha cesur alınıyor.

Toplumlar ise sorunlara köklü çözümler üretmek yerine geçici önlemlere başvuruyor. Daha mı çok suç işleniyor? Alın size daha büyük hapishane! Daha mı çok boşanma oluyor? Buyurun boşanmayı kolaylaştıran yasalar! Bunlar çözüm olabilir mi?
Hayır, sorunlarına rağmen birlikte olmayı isteyen ancak bunları nasıl çözeceğini bilemeyen çiftlere yardım edebilecek kurum ve profesyonellere ihtiyacımız var.

Mutsuzluğun kaynağı çiftler

Bana göre, her sorun çiftlerin birbirleriyle olan bağlarını güçlendirmek için sunulmuş bir fırsat demek. Problemli evliliklerde eşler birlikte sorun çözmek yerine ondan kaçmayı tercih ediyor. Daha kötüsü de var. Boşanan eşler bir sonraki beraberliklerinde de sorunlara katlanamıyorlar. Çünkü yeni ilişkilerinde çatışmalar ve sorunlardan arınmış bir birliktelik umuyorlar. Boşanmış kişilerden bazılarının geçmişteki evliliklerinde ilişkilerini daha iyiye götürme konusunda yeterince çaba harcamadıklarını itiraf ettikleri görülüyor. Evliliğin ilk yılından itibaren şikayetleri başlar bir çok kadının.

Neler derseniz birazcık maddeler halinde yazayım gözlemlerimi;
Evliliğim sıradanlaştı,
Aşk bitti,
İlk günlerin heyecanı, özlemi kalmadı,
Aslında birbirimizi seviyoruz ama eski muhabbetimiz yok,
Birbirimizi sürekli eleştiriyoruz,
Çok sık tartışıyoruz,
Birbirimize karşı daha gergin ve daha az toleranslıyız,
Evliliği beceremiyoruz…
gibi sıralayabilirim.

Aslında kadınlar çok şey istemezler.

Aslında kadınlar çok şey istemezler.
– Gözlerinin içine bakarak konuşmanı, 
– Onu dinlemeni, 
– Gün içinde hoşuna gidecek mesajlar yollamanı, 
– Buluşmak, vakit geçirmek için can atmanı, 
– Seksi olduğunu hissettirmeni, 
– Yürürken, bir şey seyrederken elini tutmanı, 
– Kucağına başını koyduğunda saçlarını okşamanı, 
– Eve gelirken ufak bir hediye veya sevdiği bir tatlı almanı, 
– Sık sık öpmeni, sarılmanı, 
– Küçük jestler yapmanı, 
– Her zaman dürüst olmanı, 
– Kendine özen göstermeni, 
– Ona masaj yapmanı, 
– Yorgun olduğunu gördüğünde yardım önermeni, 
– Onu sevdiğini söylemeni, 
– Onunla gurur duymanı ve bunu dile getirmeni, 
– Öğlenleri iş arasında onunla yemek yemeni, 
– Hobilerini paylaşmanı, 
– Ona şarkı dinletmeni, 
– Onun için yemek yapmanı, 
– Daha az eleştirmeni, daha fazla takdir etmeni, 
– Hafta sonu onun sevdiği aktiviteler yapmayı önermeni.

Evliliği canlı tutanlar bunlardır aslında.

Neden zamanla eşler birbirinden uzaklaşabiliyor?

Neden zamanla eşler birbirinden uzaklaşabiliyor?
Ev içinde iki yabancı olmaya başlayınca eşler ister istemez sonuç bu. Ayrı hayatlar sürdürmek evliliklerin bozulmasının en önemli nedenlerinden biri. Aynı evin içinde, erkek ayrı, kadın ayrı hayat yaşamaya başlıyor. Biri bir odada, diğeri başka odada TV seyrediyor. Her ikisi de kendi arkadaşlarıyla eğleniyor. Ayrı yataklarda hatta ayrı odalarda yatanlar bile var. Bu durum, birbirlerinden sadece fiziksel değil, duygusal olarak da uzaklaşmalarına yol açıyor.

Eşlerin zamanla hayranlıkları da mı bitiyor?

Eşlerin zamanla hayranlıkları da mı bitiyor?
Kişilerin birbirine hayranlığının azalması önemli problemlerden biri. Hayranlık bir ilişkinin devamı için gerekli olan en önemli element. Uzun evliliklerde eşler hâlâ birbirine hayran. Sevdiğiniz kişinin sadece görünüşüne, davranışlarına değil, onun hayatını nasıl yaşadığına hayran olduğunuzda ona karşı sevginiz hiç bir zaman bitmez. Tanıştığınız ilk günleri hatırlayın; birbirinize söylediğiniz o güzel sözleri, iltifatları. Eğer karşınızdaki kişiye tümüyle, insan olarak hayran değilseniz, ilişkiyi sürdürmek çok zorlaşır. Ona hayran olmadığınızda birlikte olmak acı vermeye başlar. Karşınızdaki de bunu hisseder. Size sıradan biriymiş gibi davranan, hiç ilgi göstermeyen bir kişinin yanında olmayı mı tercih edersiniz yoksa size hayran olan, güzel sözleriyle sizi şımartan kişinin yanında mı? Sizi beğenen kişinin yanında olmak sizi daha mutlu etmez mi? Hatta kendinizi daha da fazla beğendirmek, karşınızdaki kişinin size olan hayranlığını sürdürebilmek için çaba gösterirsiniz, motivasyonunuz, hayat enerjiniz artar. Hayranlık bitince evilik aslında bitmiş olur.

Peki kadınlarımızın kaçamaklarının nedeni nedir ?

Peki kadınlarımızın kaçamaklarının nedeni nedir ?
Çoğu kaçamaklardan, aldatmalardan alınan heyecanının nedeni de budur; şımartılmak, güzel hissetmek ve beğenilmek. Kişiler kendilerine sormalı; hayranlığınız tamamıyla bitti mi, yoksa hâlâ hayran olduğunuz birkaç şey sayabilir misiniz? Beğenmediğiniz özellikleri neler? Resmin bütününe baktığınızda bu beğenmediğiniz özellikleri ile onu olduğu gibi kabul edebiliyor musunuz? Çünkü onu olduğu gibi, tümüyle kabul edemezseniz, onu hep değiştirmeye çalışırsınız, bu da gerginliklerin artmasına neden olur. İlişkilerde sorunların ortaya çıkma nedeni çoğunlukla ‘heyecanın kalmaması’ değil, hayranlığın, birbirini olduğu gibi kabulün, saygının kalmaması.

Eşler arasında iletişim problemi yaşanıyorsa sonuç çok daha vahimdir!

Eşler arasında iletişim problemi yaşanıyorsa sonuç çok daha vahimdir!
İletişim problemleri evliklerin uzun sürmesini engelleyen en önemli faktörlerden biri. Çiftler birbirlerini dinlerken bir çok hatalar yapıyor bu da çatışmaların artmasına ve iletişim problemlerine neden oluyor. Örneğin, her hangi bir sohbet sırasında bile sürekli olarak haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyor. İçten içe ‘Ben haklıyım, o haksız’ diye düşündüğünüzde, bütün enerjinizi kendi haklılığınızı ispatlamak için kullanırsınız. Bu durumda, karşınızdakinin ne söylediğine veya ne hissettiğine dikkat etmemiz çok zor olur. Diğer bir hata da karşınızdakini suçlamak. ‘Hepsi senin suçun’ veya ‘senin yüzünden böyle oldu’ gibi cümleler, karşımızdakini dinleyip anlama önünde önemli bir engeldir. Suçlamanın karşıtı, savunma. Bazıları da ‘kendimi her ne pahasına olursa olsun korumalıyım’ şeklinde düşünür ve böyle bir düşünce içindeyken, söylenenleri duymak ve değişik bakış açılarını fark etmek epey zorlaşır. Kendisini savunmaya odaklanmış kişi, bazen sadece kendini korumak için tartışmayı sürdürür.

Bencillik de evliliklerin bozulmasına ciddi bir faktördür.

Bencillik de evliliklerin bozulmasına ciddi bir faktördür.
Çoğu insan evlilik içinde zamanla bencilleşiyor. Birbirinizin ihtiyaçlarını gözetmediğinizde, kendi ihtiyaçlarınızı hep daha fazla önemsediğinizde veya kendi isteklerinizi karşınızdakine diretmeye çalıştığınızda, eşiniz ihmal edilmiş hisseder. Bir süre sonra  herkes kendi ihtiyaçlarını giderme telaşına düşer ve bu bir yarışa döner. Bir bakarsınız kendinizi şöyle tartışmalar içinde bulursunuz: ‘Sen daha fazla uyudun, ben daha az uyudum; sen daha çok kendine zaman ayırdın, ben ayıramadım; sen çocukla daha az zaman geçiriyorsun, ben daha çok vs.’ 

Eşlerin birbirlerine olan ihtiyaçlar da azalıyor mu zamanla derseniz?

Eşlerin birbirlerine olan ihtiyaçlar da azalıyor mu zamanla derseniz?
İhtiyaçlarının giderilmemesi kişinin bir süre sonra eşine karşı güvensizlik, hayal kırıklığı, kızgınlık, kin gibi olumsuz duyguları yaşamasına neden olur.

Erkeğin ve kadının birbirine ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Her ikisinin de yakınlığa, arkadaşlığa, muhabbete, cinsel beraberliğe, aile kurmaya, kendini güvende hissetmeye, destek almaya, paylaşmaya, ilgi görmeye ve sevilmeğe ihtiyacı var. Evlenmek bu ihtiyaçları karşılamayı garanti altına almanın bir yolu. Ne zaman bu ihtiyaçlar karşılanmıyorsa işte o zaman evliklerde, ilişkilerde problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Bir çok eş şöyle şikâyet eder: ‘Benim iyiliğimi düşündüğüne artık inanmıyorum’. Eve gelince herkes kendi derdine düşüyor, herkes kendini düşünüyor. Ne o benle ilgileniyor, ne ben onunla. İlişkimizin ilk zamanlarında birbirimizin gözünün içine bakardık, ikimiz de birbirimizi mutlu etmek için uğraşırdık,  eve gelince ‘Sen yorulma ben yaparım’ derdik. Şimdi ‘ben yorgunum sen yap’ diye kavga ediyoruz.

Oysa şımartılmak, ilgi, sevgi görmek en büyük ihtiyaç, insan bunun için evlenmez mi?

Oysa şımartılmak, ilgi, sevgi görmek en büyük ihtiyaç, insan bunun için evlenmez mi? Gaye bu değil midir.

Çözümler ortada aslında görmek isteyene , tabi tek taraflı olmaz. Eşler karşılılı istemeli. Örnekler vereyim yapılması gerekenleri ;
Beraber zaman geçirin: İlişkinizde dostluğa, arkadaşlığa, muhabbete önem verin. Ortak zaman geçirme, paylaşma çok önemli. Ama birbirinize nefes alacak alan da verin. Ne çok kopuk, ne de çok bağımlı olmak mutlu bir beraberlik için sağlıklı değil.

İhtiyaçlarınızı dile getirin: Vericilik ve empati her türlü ilişkinin ilacı. Özlediklerinizin, ihtiyaçlarınızın listesini yapıp ona şöyle diyebilirsiniz: ‘Bunlar benim ihtiyaçlarım, bunların çoğunu eskiden bana yapardın ve o zamanlar ikimiz de çok daha mutluyduk. Senin ihtiyaçların neler? Sen de onların bir listesini yapıp bana verir misin?’ 

Hayranlıklarınızı hatırlayın: Birbirinizi niye seçtiğinizi ve sevdiğinizi hatırlayın. Hatta bunu hem kendinize hem de eşinize hatırlatın. 

Ailelere çok da yakın durmayın: Anne, baba ve kardeşlerle geçirdiğiniz zaman, eşinize ve çocuğunuza ayırdığınız zamanlarda dengeli olun. Onlardan tamamıyla kopmanız gerekmez, sadece artık ayrı bir aileniz olduğunuzu hatırlayarak yeni ailenize  odaklanın.  

Doğru iletişim kurun: Anlaşamadığınız konuları çözmeye çalışırken, konuya odaklanın. Birbirinizi eleştirmekten, alay etmekten, aşağılamaktan kaçının. Çatışmaların ve kızgınlıkların her ailede olması doğal. Önemli olan olumsuz duygularınızı ifade edebileceğiniz güvenli bir ortam sağlamaktır. Tartışmalarınızda kimin haklı olduğu veya kimin kazanacağı asıl amaç haline gelirse, ikiniz de kaybedersiniz. Probleminizi çözmek için seçtiğiniz yolların doğru olup olmadığını anlamaya çalışın. Evliliği bozan çatışma veya fikir ayrılığı değil, yönetme biçimidir.

Romantizmi canlı tutun: Baş başa yemeğe çıkın, el ele yürüyüş yapın, beraber film seyredin, dans edin, birbirinize mektup yazın, çiçek alın.

Anne-baba olduğunuzda, karı-koca olmayı da sürdürün: Bebeğin aileye girişindeki etkiyi beraber göğüslemeli ve paylaşmalısınız. Anne-baba olmanın getirdiği sorumluluklar ve rolleri yerine getirirken evlilikteki duygusal alış verişin sürmesini sağlamalısınız. Birbirinize zaman ayırmalı, çocuk dışında baş başa olabileceğiniz aktiviteler yapmalı, ilişkinizin büyüsünü korumalısınız.

Krizleri yönetmeyi öğrenin: Her krizin, evliliği yıkma potansiyeli olduğu gibi, evliliği güçlendirme potansiyeli de var.Zorluklara, acılara beraber göğüs gererek ilişkinizi güçlendirmelisiniz. Bunun için doğru iletişim, destek, özveri, empati gerekli. 

Cinsel yaşamınızı canlı tutun ve koruyun: İş stresi, aile sorumlulukları, psikolojik veya fizyolojik problemler önce cinsel hayatı etkiler. Bunun farkında olup, dış etkenlerin cinsel hayatınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Cinsel hayatınızda problemler var ise mutlaka çözmek için girişimde bulunun, gerekirse yardım alın. Problemi görmemezlikten gelmeyin, yok saymayın. Mutlu ve uzun bir evlilik için mutlu bir cinsel hayat gereklidir.

Dünyadaki genel eğilimlere bakıldığında istatistikler, evlenme oranlarının azaldığını, boşanma oranlarının arttığını, üreme oranının (çocuk sayısının) düştüğünü, evlenme yaşının yükseldiğini, birlikte yaşama oranlarının ise artış gösterdiğini gösteriyor. 1970’li yıllarla 1990’lı ve 2000’li yıllar karşılaştırıldığında hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde boşanma oranlarının iki kat arttığına dikkat çekiliyor. Günümüzde ABD gibi bazı ülkelerde boşanma oranları yüzde 50- 55’lere kadar yükselirken aynı oranın Avrupa’da yüzde 40-45 arasında değiştiği görülüyor. Boşanmalar en çok evliliğin ilk yılında meydana geliyor ve tüm boşanmaların yüzde 50’den fazlası evliliğin ilk 7 yılında gerçekleşiyor. Boşandıktan sonra yeniden evlenme oranları yüzde 75 civarındadır. Bu oran ikinci evliliklerde boşanma oranlarının ilk evliliktekinden daha yüksek olduğunu gösteriyor” diyor. Tüm bu istatistikler evlilik kurumunun güvenilirliğinin ve evliliğe yönelik talebin kısmen azaldığına işaret ediyor. Yüzde 50’lere varan boşanma oranlarına rağmen insanlar arasındaki bağ kurma ihtiyacının yoğunluğu toplumun yüzde 90’ının hâlâ evlilik tercihinde bulunmasından anlaşılıyor.

Bence evlilik beraberliğin tek başınalığa zaferidir. İnsanlar birlikte olmanın tek başına yaşamaktan daha mutluluk verici olduğuna inandıkları için evlenirler. Evlilik öncesi ilişkilerinde daha çok ödüllerin olduğu bir dönem yaşadıkları için evlendiklerinde de ödüllerin aynı şekilde devam etmesini beklerler. Oysa evlendikten sonra geniş ailelerin etkileri, ekonomik güçlükler, çocuk bakımının getirdiği sorumluluklar gibi bedellerle karşılaşmak beklentileri boşa çıkarabilir.

Eşlerin evliliğe aşkla başlamaları onların gelecekteki mutluluk düzeyini belirlemiyor. Evliliği başlatan nedenler ile devam ettiren nedenler birbirinden tamamen farklı görülüyor. Evliliği aşk başlatsa da tek başına aşk bu kurumu devam ettirmek için asla yeterli değildir . Aynı şey mantık evlilikleri için de geçerlidir. Evlilik öncesinde yapılan en büyük hatanın eş adaylarının birbirlerindeki sorunları net olarak görmelerine rağmen (alkol madde, şiddet, sadakatsizlik vb) bunların düzelebileceğine olan inançlarımız var Maalesef. Aşkımız her şeyin üstesinden gelir! inancı ile yapılan bu tür evliliklerin hayal kırıklığı ile sonuçlanmaması için sorunların evlilik öncesinde ele alınması gerekiyor.

Evliliğin ilk yıllarında eşlerin birbirleriyle olan rekabetleri hiç bitmiyor. Bu süreçte her iki taraf da birbirlerine haklılıklarını kabul ettirmeye çalışıyor. Bir süre sonra sorun sadece “Kim haklı, kim haksız?”a dönüşüyor. İşin kötüsü bu haklılık savaşının kazananı olmuyor. Geniş ailelerde çiftlerin aile büyüklerinin müdahalelerine karşı nasıl ortak tutum sergileyeceklerini bilmiyor olmaları da sık karşılaşılan problemler arasında görülüyor. Karşılıklı konuşmayı ve dinlemeyi beceremeyen bir çiftin sorunlarını çözebilmesi mümkün görülmüyor.

İlişkileri zor hale getiren tek başına kadınlar ve erkekler değildir. Sorun kadınlarla erkekler arasındaki ilişkinin kendisidir.

İlişkilerde erkekler; güç, rekabet ve başarıya önem verirken, kadınlar için sevgi, iletişim ve ilişki ön planda oluyor. Farklı ihtiyaçları olduğunu fark etmekte zorlanan kadın ve erkek, ilişkiye ancak kendi bildiklerini getirdikleri zaman beklenen tatmin gelmiyor.
Bence aile büyüklerinin günümüz evliliklerinin gidişatında hem olumlu hem de olumsuz etkileri bulunuyor, en büyük sorun ise onların müdahalesi ile karşılaşan çiftlerin nasıl tepki vereceklerini bilemiyor olmalarıdır. Bu süreçte erkekler, anneleri ile eşleri arasında gereksiz bir tampon rolü üstlenip bir çeşit hakemlik görevine soyundukları için hem yıpranıyor hem de hakemlikleri adil bulunmuyor. Bu nedenle evliliğe aday gençlerin birinin eşi olmadan önce kendileri olmayı öğrenmeleri ve ne isteyip ne istemediklerini bilmeleri gerekiyor.

Evlilikte kadınların hataları nelerdir?

Evlilikte kadınların hataları nelerdir?
Başkalarının yanında eşlerini değersizleştirecek söylem ya da davranışlarda bulunması. Sürekli geçmişi gündeme getirme (geçmişteki acılara şapka çıkarılmadığını düşündükleri için) . Söylemlerini sık sık tekrarlamak (duyulmadığını düşünerek). Beni takdir etmiyor, sadece değiştirmeye çalışıyor, şeklinde düşünmelerini kolaylaştıracak davranışlarda bulunmak. Suçlar tarzda konuşmak. Eşlerinin cinselliğini değersizleştirmesi . Uzun uzun konuşup ana konuya gelememek.
Kadın en çok susmakta erkek ise duymak ve anlamakta zorlanıyor.

Erkeklerin ilişkideki hataları nelerdir?

Erkeklerin ilişkideki hataları nelerdir?
Eşlerine olan ilgilerini onların anlayacağı şekilde ifade edememek. Sevgilerini ya da duygularını yeterince gösterememek. İletişimi sağlayabilecek düzeyde konuşamamak. Eşlerinin söylediklerini duyduklarına dair bir işaret ya da tepki göstermemek. Empati yaparak anlamaya çalışmak yerine hızlı çözüm önerilerinde bulunmak. Aşk yapmak yerine seks yapmayı tercih etmek. Önemli günleri unutmak. Eşinin anneliğini eleştirir tarzda konuşmak. Kendi geniş ailesini eşinden daha çok önemsediğini dile getiren söylemlerde bulunmak.
Gelelim hangi evlilikler daha başarılı? Farklılıklarla birlikte yaşamayı öğrenmiş. İletişim becerileri olan. Sorunların her evlilikte olabileceğini peşinen kabul ederek esas olanın birlikte sorun çözme becerileri geliştirmek olduğunu bilen. Koşulsuz sevgi ve adanmışlığın egemen olduğu ailelerin çocukları uzun süreli ilişkileri daha iyi sürdürüyor.

Evlilikte hayal edilen değil gerçekte olan görülmeye başlanıyor.

Evlilikte hayal edilen değil gerçekte olan görülmeye başlanıyor.
Beklentileri farklı olan iki ayrı insanın aynı evi ve rutin bir yaşamı paylaşmalarının getirdiği hayal kırıklıkları, geniş ailenin eşler üzerindeki baskıları, ekonomik güçlükler, ev işleri, evlilik dışı yaşam sorunlarının eve gelmesi, eşler arasındaki önceliklerin farklılığı, çocuk bakımının getirdiği güçlükler gibi bedeller çiftleri sarsıyor. İşin kötüsü her iki taraf da ödüllerin azalmasından birbirini sorumlu tutuyor. Basit bir ekonomi kuralı ile açıklamak gerekirse bedellerin ödülleri çok aştığı ve bu açığın kapanamayacağı duygusunun oluştuğu evlilikler tükeniyor.

Evliliklerin ilk yıllarında eşlerin birbirlerini tanıma süreçlerinde karşılaştıkları sorunlarla ilerleyen yıllarında ortaya çıkan sorunlar daha farklı oluyor. İlk yıllarda çiftler birbirleriyle büyük rekabet içine giriyor. Bu süreçte taraflar, “haklılık” adına tartışmalar, kavgalar ve küskünlükler yaşıyor. İlerleyen dönemlerde eşler arasında oluşan ayrılıkların en önemli nedeni partnerlerin giderek birbirlerine yabancılaşması ve birlikte geçirilen zamanın daha az keyif vermesi olarak görülüyor. “Evlilik  yorgunluğu” olarak da adlandırılan bu süreç eşler arasında yabancılaşma ve kopma sonucu ortaya çıkan fiziksel, duygusal, zihinsel yorgunluk, bıkkınlık ve tükenmişlik hali. Şiddetli geçimsizlikte eşler arasında yoğun çatışmalar ve tartışmalarda “öfke” duygusu egemen iken evlilik yorgunluğunda eve sessizlik ve boşluk duygusu hâkim oluyor. Evlilik ben’i koruyarak biz olabilmektir .

Evlilik yorgunluğunda eşlerin “ben” lerini özenle korurken “biz” olmayı ihmal ettiklerini söylüyor. Evliliklerde bir diğer eksiğin de, “duygusal yatırım” olduğu belirtiliyor. Birçok çift ilişki içinde birbirlerine yönelik takdir ve beğenilerini dile getirmiyor, sürpriz yapmıyor, sevgilerini yeterince belirtmiyor. Rutin içinde mutlu olmanın da farklı ve eğlenceli yolları olduğunu unutuyorlar.

Evlilik yorgunluğu bence her zaman bir ilişkinin biteceği anlamına gelmiyor, eşlerin bu yorgunluğu  fark etmeleri evliliklerine verilmiş bir şans da olabilir. Bunun için neyin yolunda gitmediği fark edilmeli ve değiştirilmelidir.

Her konuşma bir iletişim olmadığı gibi eğer konuşma çabaları tartışma, öfke ve küskünlükle bitiyorsa eşler giderek konuşmaktan korkar hale geliyor. Bu durumda konuşma artık ödül değil, bedel getiriyor. İyi iletişim kurmak için iyi bir konuşmacı ve iyi bir dinleyici olabilmenin kurallarını öğrenmek gerekiyor. İyi iletişim ne söylendiğinden çok nasıl söylendiği anlamına geliyor. Beraberliğin  devamında ilk kural iyi bir iletişim ise ikinci kuralın eşlerin birlikte sorun çözme becerileri geliştirmesi olduğu belirtiliyor. Uzun bir evlilik sürecinde kaçınılmaz olarak ortaya çıkan pek çok sorunla karşılaşılacağının doğal kabul edilmesi önemli görülüyor.

Evliliğin temeli SEVGİ olmalı. SEVGİ EMEK İSTER.

Evliliğin temeli SEVGİ olmalı. SEVGİ EMEK İSTER.
Aşkın ya da birlikteliğin sevgiye dönüşmesi her şeyden önce zaman gerektiriyor. Sevgi yalnızca fiziksel ya da kimyasal anlık bir çekim veya aşk gibi bir şey değil, o nedenle emek verilmesi, özen gösterilmesi gerek” diyor. Her duygunun bir ömrü bulunuyor ve ömrü  tamamlanan duygular tükeniyor. Bazen sevgi sevdiğinize onun ihtiyacı olanı, kendi ihtiyacınızdan vazgeçmek pahasına verebilmek oluyor. Güven ise uzun süreli birliktelik için sevginin kardeşi olarak görülmeli. Sevgi içinde güvenilirlik, tahmin edilebilirlik, dürüstlük, adanmışlık ve sadakat gibi kavramları barındırıyor.

SEVEN ERKEK VE KADIN ALDATABİLİR Mİ?

SEVEN ERKEK VE KADIN ALDATABİLİR Mİ? EVET aldatır.

Sevmeyi beceren ve emek harcayan biri için aldatma kararı kolay alınmıyor ve bunu yapmak “biz”i yani birlikteliği yok etme riskini göze almak anlamına geliyor. Bazen eşlerini seven insanlar da aldatabiliyor. Bu, eşlerin sadakatsizlik yaparken kendilerine izin veren düşünceler oluşturmalarıyla ilgilidir. Tüm erkekler yapıyor, Nasıl olsa duyulmayacak, Bunun eşime duyduğum sevgiyle bir ilgisi yok. Şeklindeki düşünceler eylemin gerçekleşmesine izin veren düşüncelerdir. . Sevenler arasındaki sadakatsizlik bazen de “Gör beni” anlamına gelerek ihmal edilmişliğin bir sonucu ya da bir çeşit intikam hissiyle gerçekleşebiliyor.

Kadınlar mevcut ilişkilerinde umudun azalması, heyecanın yok olması, hâlâ beğenilip sevildiklerini hissetme ihtiyacıyla sadakatsizlik yapabiliyor. Erkeklerin ise cinselliğe kadınlardan daha fazla ihtiyaç duydukları gibi bir algıları bulunuyor. Yenilik her iki cinsiyet için de çekici bir özellik olmasına karşın erkekler cinsellikte yenilik (yeni partner) ihtiyacını kadınlardan daha fazla yaşadıklarına inanmak istiyor. Kadın sadakatsizlik yaptığında mevcut ilişkisini gözden çıkarma riskini aldığını biliyor. Erkek ise bu olasılığı pek düşünmüyor.

Bazen eşler karşı cinslerle ilişki kurarlar. Genelde bu kısa sürüyor ve cinsel yakınlaşma bile içermeyebiliyor. Kişinin amacının evlilik içinde ihmal edildiği mesajını vermek ve diğer eşin bu mesaja yönelik sağırlığını ve körlüğünü ortadan kaldırmak olarak görürler.

Eşinizin verdiklerine değil vermediklerine odaklanmaya başladıysanız,
Olumsuz gidişten dolayı onu suçlamayı alışkanlık haline getiriyorsanız,
“Belki de başlangıçtan itibaren ona hiç âşık olmadım” diye düşünüyorsanız, Eşinizle aynı cinsiyetten bir başkası ilginizi çekmeye başladıysa, Bu kişinin sizi çok iyi dinliyor ve anlıyor olduğunu düşünüyorsanız, “İyi bir baba ya da anne ama iyi bir eş değil” gibi söylemleriniz arttıysa, Pek çok şeyi denemekle birlikte bu denemelerinizin ilişkiyi sürdürmekte işe yaramadığını düşünüyorsanız ve bu umutsuzluğunuz giderek artıyorsa evliliğiniz “alarm” veriyor olabilir.

Sadakatsizliğe rağmen ilişkisine devam edenlere “Onursuz” diyenler, kendi başlarına geldiğinde gidemiyorlar. “Sadakatsizlikle karşılaşırsam ilişki biter” diyenlerin oranı yüzde 90’dan fazla olsa da sadakatsizliğe uğrayanların yüzde 60-75’i ilişkisine devam ediyor.
Evli çiftler arasında cinsel sorunların oranı düşünülenden daha yüksek. Kadınların yarısı orgazm olamıyor. Vajinismus oranı yüzde 20’lerde. Erkeklerde yüzde 40 civarında erken boşalma görülüyor. En çarpıcı bilgi ise son yıllarda sekse her zaman hazır olduğu düşünülen erkeklerin cinsel isteksizliğinde artış olması. Bu sorunu yaşayan erkek oranı yüzde 30’larda…

Evlilikler cinsel sorunlar

Evlilikler cinsel sorunlar nedeniyle de alarm veriyor. Bu alanda yaşanan problemler çiftleri birbirlerinden uzaklaştırıp kar tanesinin çığa dönüşmesine neden oluyor. Sorunlar çözümsüz değil ama tedavi konusunda duyulan isteksizlik ve çekinme hali bu alanda da devreye girince mutsuzluklar çoğalıyor. Çiftler arasındaki sorunun her zaman iletişimden kaynaklanmadığını, çiftin dünyaya ve evliliğe bakışında ve beklentilerindeki farklılıkların sorunların temelini oluşturduğunu söyerler. . Bu düşünce çiftlerin karmaşık durumunu daha da karmaşık hale getirdiği ap açık ortadadır.

Kişinin eşine karşı şeffaf ve dürüst olması ile sevgisini ve değer verdiğini göstermesi en yapıcı yaklaşımdır. Bizim kültürümüzde insanlar kırgınlıkları dolayısıyla sevildiklerinden kolay şüpheye düşüyor ve bu duygunun varlığından emin olmadıkça sevgi gösterilerinde bulunmayı istemiyorlar. İki taraf da değer görmek istediği için yeterince sevgi ve değer görmediğinde düşmanca davranışlar ve zamanla partnerinden uzaklaşma gibi sorunlar yaşıyor.

Toplumumuzda bir kadın cinsellikten ne kadar uzak görünüyorsa o kadar saygın olarak değerlendirildiği için saygın olmak amacıyla cinselliklerini bastırıp bu ilgilerinden uzaklaşmak zorunda kalıyorlar. Erkeklere ise bağımsız olmaları kadınların fazla etkisinde kalmamaları ve kadın sözü dinlememeleri gerektiği öğretiliyor. Kadınlara saygı duyup onları önemsemeyi öğrenmeden büyüyen ve aynen kadınlar gibi cinselliği kötü, suç ve hayvani bir şey olarak algılayan erkek, cinsel arzu duyduğu kadınlara saygı duymasa da hafif olarak gördüğü bu kadınları arzulayabiliyor.

EVLİ ÇİFTLERDE EN ÇOK GÖRÜLEN SORUNLAR

EVLİ ÇİFTLERDE EN ÇOK GÖRÜLEN SORUNLAR
Evli çifrtlerde en çok görülen sorunlar ; Vajinismusun toplumda görülme oranı yaklaşık yüzde 20 civarında. Kadında istek ve uyarılma bozukluğu oranı yüzde 30’dan fazla. Kadında orgazm bozukluğu görülme sıklığı yüzde 50’ye yakın. Erkekte cinsel istek bozukluğu yüzde 20- 30 . Yine erkeklerde erektil işlev ya da sertleşme bozukluğu oranı yüzde 10. Erken boşalma (boşalmayı kontrol edememe) oranı yüzde 40’tan fazla. Geç boşalma oranı ise yüzde 3 civarında. Ülkemizdeki evliliklerde kadınların beşte birinde kasılma ve çok büyük bölümünde de cinsel birleşme korkusu yaşanıyor. Erkekte cinsel istek bozukluğu yüzde 20-30 .

Peki kadınların cinselliğe dair şikayetleri nelerdir ?

Peki kadınların cinselliğe dair şikayetleri nelerdir ?
Eşlerinin, temizliğe ve hijyene dikkat etmemeleri . Yeterince sevişmeden cinsel birleşmeye geçmeleri . Çok monoton bir tarzda sevişmeleri . Sevişirken yeterince güzel davranmamaları . Cinsellik dışı zamanlarda yakınlık göstermeyip bu yakınlığı sadece sevişecekleri zaman göstermeleri .

Gelelim erkeklerin cinselliğe dair şikayetleri nelerdir ?

Gelelim erkeklerin cinselliğe dair şikayetleri nelerdir ?
Eşlerinin çok tutuk olmaları. Yeni şeyler denemeye isteksiz olmaları . Cinselliği bir görev gibi görmeleri . Sevişirken bir şey yapmamaları. Sevişme sırasında hareketsiz kalmaları ve çok az tepki vermeleri .

En büyük sorun erkekler cinsel sorunların çözümüne gönülsüz yaklaşıyor olmaları.
Kadın ve erkeğin cinsel sorunlarının çözümüne yaklaşımları da farklı oluyor. Kadında vajinismus varsa iki taraf da bunun çözülmesi gereken bir sorun olduğu konusunda anlaşıyorlar. Ancak erken boşalması olan erkek bu sorun için tedaviye gitmekte çok isteksiz oluyor. Erkekler tedaviye ancak eşlerinin boşanma ya da bir daha sevişmeme tehdidinden sonra gidiyorlar. Kadında istek bozukluğu olduğunda kadınlar tedavi konusunda daha isteksiz iken erkekler daha istekli olabiliyorlar. Kadında uyarılma bozukluğu olduğunda ise tedavi konusunda her iki taraf da çok ısrarcı olmayabiliyor. Kadında orgazm bozukluğu varsa çok az sayıda kadın tedavi için başvuruyor. Erken boşalması olan erkeklerin eşleri bu konuda uzun süre bir şey söylemiyor. Erkekler tedaviye ancak eşlerinin boşanma ya da bir daha sevişmeme tehdidinden sonra gidiyorlar. Kadında orgazm bozukluğu varsa çok az sayıda kadın tedavi için başvuruyor. Kadında istek bozukluğu olduğunda kadınlar tedavi konusunda daha isteksiz iken erkekler daha istekli olabiliyorlar.

Erkeklerde sanılanın aksine cinsel isteksizliğe daha fazla rastlanıyor ve en büyük sorunlardan biri erken boşalma. Cinsel sorunlar sadece evliliğin ileri yıllarında değil, başlangıcında da görülüyor. Başka bir sorun da orgazm rolü yapan çok kadın var, erkeklerin bunu bilip bilmemezlikten gelmeleri.
Çiftler yaşadıkları cinsel sorunları konuşmak konusunda da sorunlular. Vajinismus ya da sertleşme problemi cinsel birleşmeye izin vermediği için bu sorunu konuşmak zorunda kalıyorlar.

Buna karşın ilişkisinde orgazm olamayan ya da yeterince uyarılmayan kadınlar bu sorunu gündeme bile getirmeyip zevk alıyormuş hatta orgazm oluyormuş gibi davranabiliyorlar. Erken boşalması olan erkeklerin eşleri ise bu konuda uzun süre bir şey söylemiyor.

Birçoğu normalinin ne olduğunu da bilmediği için sorunu fark etmeyebiliyor. Kadınlara yetişkinliklerinde sıklıkla cinselliğin zevk vermeyen bir şey olduğu empoze edildiği için evli kadınlar eşlerinin bir dakikada boşalmasını normal kabul ediyor ve kendilerine söylenen şeyin doğru olduğunu düşünüyor. Kadının bunu eşine açıklaması çok uzun süreden sonra küçük imalarla başlıyor.

Kadın canına tak etmeden eşine bundan rahatsız olduğunu söyleyemiyor ve erkeklerin çoğu eşlerinden “Yeter artık!” cümlesini işitmeden tedaviye gitmiyor. Cinsellikle ilgili sorunları tek tarafa bağlamak doğru görülmez. Kadınlarda cinsel işlev bozuklukları biraz daha fazla ama bu sorunun gelişmesinde eş tutumunun önemli bir rolü vardır.

Ne yazık ki ülkemizde hızla artan ilişkilerinde cinsel sorun yaşayan çift sayısının düşünülenden çok daha fazla olduğunu söyleyebilirim. . Evlilerin sadece çok az bir kısmının cinsel sorun yaşamadığına dikkat çekiliyor. Ülkemizdeki evliliklerde kadınların beşte birinde kasılma ve çok büyük bölümünde de cinsel birleşme korkusu yaşanıyor. Korku, kasılma ve ağrı ile başlayan cinsel yaşamda sonraları uyarılma sorunları oluyor ve istekler azalıyor. Bu arada kadınların orgazm olabilecek kadar yeterli ve rahat bir uyarılma yaşayamadıkları belirtiliyor. Erkeklerde ise sanılanın aksine cinsel isteksizliğe daha fazla rastlanıyor ve çok yüksek oranda erken boşalma görülüyor.

Cinsel sorunlar sadece evliliğin ileri yıllarında değil, başlangıcında da görülüyor. Evlilik uzadıkça çözülmeyen basit cinsel sorunlar ya da uyumsuzluklar daha ciddi cinsel işlev bozukluklarına dönüşüyor.

Günümüzde vajinismus başvuruları çok erken olmaya başladı. Eskiden evliliklerinin onuncu yılından sonra başvuran 20 yıl cinsellik yaşamamış çok çiftler var. Çiftler çoğunlukla ilk yıl içinde başvuruyorlar . Cinsel sorunların cinsel birleşmeye engel olması halinde tedavi arayışı çabuk başlıyor. Yaşanan cinsel sorun cinsel birleşmeye engel olmuyorsa çok geç başvuruyor hatta hiç başvurmayabiliyorlar. Başka bir sorun da evli çiftlerin sorunlarına nasıl çözüm bulmaları gerektiği konusunda bilgisiz olmaları.

Kadın cinsel işlev bozukluklarında ilk başvuru sıklıkla kadın doğum uzmanlarına, erkek cinsel işlev bozukluklarında ise üroloji uzmanlarına yapılıyor. Oysa gerek kadın gerekse erkek cinsel işlev bozukluklarının çoğunun kökeninde psikiyatrik sorunlar yatıyor. Bu nedenle en uygun hareketin cinsel terapi eğitimi almış bir psikiyatri uzmanına ya da cinsel terapi eğitimi almış bir klinik psikoloğa gitmek olduğunu bilmiyorlar. Her ne kadar cinsel sorunların çok önemli bir bölümü psikolojik nedenlerden kaynaklansa da tıbbi nedenler de bu sorunlar içinde azımsanmayacak oranda yer tutabiliyor.

Eşiyle cinsel sorunları olan ‘Aldatırım’ diyor!

Eşiyle cinsel sorunları olan ‘Aldatırım’ diyor!
Beraberlikte çoğu çiftin ayıp saydığı ve isteseler de birbirlerinden çekindikleri için dile getiremedikleri cinsel fanteziler ilişkileri daha mutlu hale dönüştürebiliyor. Eşler, kendisinden ve iç dünyasından haberdarlığı fazla olan kişiler fantezilerinin daha çok farkındadır. Evlilikte cinsel sorunu bulunan çok sayıda çift olması ise bazılarında, “Aldatırım” inanışına neden oluyor.

Yaşamı paylaşma kararıyla yola çıkan evli çiftlerin birçoğu birbirlerine cinsellikle ilgili beklenti ve arzularını söylemekten çekiniyor. Bu konuda kadınlar daha tutukken aynı sorun erkeklerde de görülüyor. Kadınların cinsel isteklerini ifade edememelerinin temel nedeni utanmaları ve bunu kendilerine yakıştırmamaları olurken, erkeklerin cinsel isteklerini söyleyememelerinin en önemli nedeninin bu konudaki tereddütleri olduğu belirtiliyor. Birçok çift cinsel istek ve fantezilerini eşleriyle paylaşıp yaşama geçirmeleri sonrasında “sapık” olarak yargılanmaktan ve birbirlerine saygılarını yitirecek olmaktan korkuyor.

Evli erkekler için eşlerini cinsellikten uzak ya da cinselliğe fazla merakı olmayan biri olarak algılamak saygı uyandırıyor. Toplumda cinselliğe düşkün olup her tür fanteziyi yaşamaya açık kadınlar erkekler tarafından “eş” olarak görülmek istenmiyor. Bu nedenle erkekler kendi cinsel arzularını eşleriyle paylaşıp paylaşmama konusunda tereddüt duyuyor ve rahat hareket edemiyorlar. Erkeklerin ise yargılanmak ve eşlerinin gözünde itibarlarını kaybetmemek gibi nedenleri bulunuyor.

Peki cinsel hayatta tereddütlü yaklaşılan cinsel fanteziler birçok insanın düşündüğü gibi utanılacak bir şey mi? Her insanın cinsel fantezileri vardır. Kendisinden ve iç dünyasından haberdarlığı fazla olanlar fantezilerinin daha çok farkındadır. Fanteziler kişiye cinsellikte neyin daha çok haz vereceğine ilişkin kılavuzlardır. Çiftlerin bu gerçeği dikkate alarak fantezilerini yok saymamaları, cinsellikte fantezilerine yer vermeleri, hayatlarını daha keyifli ve mutlu hale getirecektir.

Evlilikte cinsel sorunu bulunan çok sayıda çift olması bazılarında, Cinsel sorunlarım olduğuna göre aldatırım inanışına neden oluyor. Bazen cinsel isteksizliği olan kadınlar, eşleri kendilerini rahat bıraksın diye fazla ciddi olmamak kaydıyla kocalarının başka kadınlarla ilişki yaşamasına ses çıkarmayıp teşvik edici bir tutum bile sergileyebiliyorlar.

Cinsel sorunları olan çiftlerin birçoğu özellikle de isteksizliği olanlar, bir süre sonra bunu önemsemez ve aldırmaz hale geliyorlar. Bu noktada sorun görmezden geliniyor ve başka şeylerle meşgul olup başka doyum yolları bulunmaya çalışılıyor. Kadınlar daha çok dizi izlerken erkekler kâğıt oyunu gibi oyalanma araçları ya da spor etkinlikleriyle zaman geçiriyorlar.

Naçizane mutlu olmak için nasıl bir cinsel birliktelik olmalıdır. Rahatlama tekniklerini öğrenip imajinasyon eşliğinde gerçekleştirin. Cinsel isteğinizi ve ilişkinizdeki erotik boyutu kendiliğindenliğe bırakmayın. Cinsel arzularınızı; düşünme, hayal kurma, erotik öyküler okuma yolları ile keşfedip zenginleştirin . Cinsel istek ve hayallerinizi partnerinizle paylaşın. Cinsel arzularınızı eşinizle paylaşmak ve uygulamak konusunda cesur olun. Eşinize kıymet verin. Onun hakkında ileri geri konuşup başkalarına kötülemeyin. Hoşlanmadığınız yönlerini kendisiyle değil başkalarıyla paylaşmayın. Eşinizin daha çok haz alacağını düşündüğünüz yeni sevişme biçimlerini denemekten çekinmeyin. Cinsel hayatınızı her seferinde aynı şekilde sevişerek monotonlaştırmayın. Eşinizden cinsellikle ilgili beklentilerinizi güzel bir dil yerine onu suçlayarak ve kötü sevişiyor olduğunu söyleyerek ifade etmeyin.

Günümüzde cinsel sorunların tedavisinde çok başarılı sonuçlar alınıyor. Birçok sorun tedavi ve cinsel terapilerle çok yüksek oranda çözülürken, geri kalan sorunların başarı oranının da yüksek olduğu belirtiliyor. Vajinismus ve erken boşalma problemlerinde tedavide başarı oranımız yüzde 100’e yakındır. Tedavinin gereklerine uyan ve terapilere düzenli devam eden tüm vakaların sonuçları yüz güldürücüdür. Cinsel isteksizlik, uyarılma ve orgazm bozukluğunda ise tedavi başarısının biraz daha azdır. (yaklaşık % 70 civarında) .

Unutmayın sadece evlenmek için nikahlı olmak mutlu bir evliliğe sahip yapmaz sizleri. Öyle olsaydı Evlilikler boşanmayla sonuçlanmazdı.

Ahmet KİREÇCİ
28.10.2018
00:17

Ahmet KİREÇCİ

Anahtar Kelimeler

Anahtar Kelimeler

Anahtar Kelimeler

Anahtar Kelimeler ; Gülüm Benim, gülüm, sultan , Ayşe, Fatma , Huriye , sultan, SULTAN,
SULTANIM, Ah be SULTANIM, Sultan,

sen benim, neler nelerimsin, bir bilsen, SULTANIM, Sen her şeyimsin, canım, cananım,
hasretim, alın yazım, kara sevdalım, sen cennetim, cansın can, nefesim, kanayan yaramsın,
sol yanımsın, Nefesim, Kalbim, Canım, Kanım, Karım, Ömrüm, Yuvam, Mutluluğum, Hayatım, Hayalim,
Düşüm, Yaşama Sebebim, Bedenim, Dünyam, Servetim, Gözbebeğim, Gerçeğim, Hayatımın Anlamı, Mevsimlerim, Vatanım,

HAYAT ACIMASIZ , AŞK GERÇEK , Canıma can katan, kalbimin tek sahibisin , Bir tanem,
seni ne çok sevmişim, ya ahhhhhhhhh, Seni Seviyorum, erkeğim, kocacığım, sevdalım,
Geçmişe dair , Önceki , makale , HAYAT ACIMASIZ , AŞK GERÇEK, Sonraki makale, Evlilerde sevebilir mi ,
Kategoriler, Güncel Makalelerim, Etiketler, alın yazım, AŞK GERÇEK,

Bedenim, cananım, canım, cansın can, Dünyam,
Düşüm, Gerçeğim, Gözbebeğim, hasretim, Hayalim, HAYAT ACIMASIZ, Hayatım, Hayatımın Anlamı, Kalbim, kanayan yaramsın,
Kanım, kara sevdalım, Karım, Mevsimlerim, Mutluluğum, nefesim, Ömrüm ,

sen cennetim, Sen her şeyimsin, Servetim, sol yanımsın, sultanım, Vatanım,
Yaşama Sebebim, Yuvam , Seni Seviyorum, erkeğim, kocacığım, sevdalım,
GÜNCEL YAZILARIM , Seni Seviyorum , EY SEVGİLİM SULTANIM , Ah be SULTANIM ,
Kadınım , Kıskanıyorum Manyak , Menepoz ve Kadın Hastalıkları , Aşık oldum ben ,

Herkes gerçek Aşkı yaşamaz , Aşkı yaşamak istiyorsan , Aşk , Seviyorsan , Aşkım Neden mi ,
Kadın olmak , Hayat , Efkarlıyım felek , Seni anlatayım , Aşkımsın ömrümsün , Hoyratça seni yaşamak ,
Canım , Cimcime , Seni düşündükçe yazmamak mümkün değil , Seninle yeniden başlamak ,
Ben Sana Aşık Olmuşum , Her şeye sahip olmak , Her kadın güzeldir , Çiftlerin sorunu nedir ,
Canım Demek , Bana aşık olur musun ? , Seviyorum Sultanım , Seni Tanıyorum Sultanım , Acı çekiyorum ,

Özledim , Eskişehir , Seni sensiz yaşamak , Evlilerde sevebilir mi , Aşk Yaşanır Anlatılmaz , HAYAT ACIMASIZ ,
AŞK GERÇEK , Vefalı Olmak , Aydın Olmak , Güncel, Satılık, kiralık, günlük kiralık, Gayrimenkul, Portföyümüz ,
Özledim Aşkım , Rüyalarda buluşmak , Duyuyor musun , Ah Gurbet Ah , Sevdam , Aşkımızı anlatayım , Şiir tadındasın ,
Adam gibi sevdim , Aşkım sana ihtiyacım var ,

Aşkım sultanım , Sen her şeyimsin , Korkuyorum , kadınlar, evlilik, boşanma, cinsel yaşam,
Eskişehir üzgündür şimdi , Beklenen İmar Barışı Geldi , Satılık Şato , Pelitköy satılık yazlıklar ,

Ögretmenler sitesi, satılık daire, SATILIK , YATIRIMLIK, OZEL VILLA , Burgas, Proje, Yatırımcısını Bekliyor ,
İmar Barışı Nedir, Nasıl Yararlanılır , Hayat yaşandığı sürece anlam kazanır , ARŞİVLER ,
, emlak , gayrimenkul , satılık , kiralık , günlük , aylık , yıllık , taksitle , peşin ,
indirimli , yazlık , daire , villa , konut , ev , şato , yalı , expertiz , kredili , peşin ,
nakit , taksitli , imar , imar durumu , , kask , task , emsal , taban oturumu , inşaat alanı ,

ahmet , Ahmet , AHMET , AHMET KİREÇCİ , Ahmet KİREÇCİ , Ahmet Kireçci , KİRECCİ , KİREÇÇİ , KİREÇCİ , Akirecci,
AKİREÇÇİ, akirecci, akireççi,

TİCARET , AVRUPA , TATİL , REZERVASYON , İSTANBUL , TURİZM , ANTALYA , İZMİR , ANKARA , Eskişekir,

Manheim, heidelberg, Neckar, Füssen, Hamburg, Münih-München, Frankfurt, Köln, Bonn, Münster, Bochum,
berlin, Stuttgart, Bremen , Lübeck, Almanya’nın masal şehri heidelberg, Heidelberg; romantik şehirdir,

KADIN , ERKEK , KIZ , BEBEK , ŞİİR , YAZI , ŞAİR , YAZAR , GAZETECİ , ELDİVEN , İŞ ELBİSESİ , ISLAK MENTİL ,
HABER , gazete, yazar, şair,

Ahmet KİREÇCİ

Bir cevap yazın