Aşkı yaşamak

Aşkı yaşamak
Kim bilir aşkı yaşayacaksın doya doya sabret gör neler neler olacak.
Senin kendini iyi hissetmen gerekli artık. Kendinle yüzleşmen gerek. Otur bu gece Kahveni alıp yanına sigaranı tüttürerek kanepeye uzan. Koy elini başının altına. Bazen anılar canlanır gözünüzün önünden. Ne çok ciğeri peş parasız insanlara değer verdiklerini düşün. Düşün ki bir daha değeri eden kadar değer veresin. Boşluktasın. Hayatın sana yaşattıkları. Hayatın sende bıraktığı kırıklıkları yaşıyorsun. Şöyle geçmişini didik didik didikle. Bir tek çoçukluğun kalır geriye özgürce şen şatrak yaşadığın. Sonrası çilekeş bir hayat yaşantısı. Kaderin alınyazısı değil de sanki yazılmış bir dram gibi. Poliyanna misali mutluluk oyunları oynamışsın. Küçük şeylerde mutlu olmaya bakmışsın.
Hakkında hep çekemezlik ve dedikodun dolaşmış sen ise hep hüzünlerinle selamlarmışsın. Ne gözlerindeki yaş eksilmiş ne de yüreğindeki gam. Çok değildi istediğin bir yudum sevgi ama kana kana içecebileceğin. Hayat onu bile çok gördü sana. Yıllar öyle derin izler bıraktı ki yüreğin hala kan revan içinde. Ne durdurabildin. Ne silebildin. Ne unutabildin. Artık geçmişinle ayıflanma yakışmaz sana. Hayallerin hüsran olmuş olabilir. Kahretmeyi bırak . Sen zeki kadınsın. Aklın yolu aşkın yoludur. Devşirmelisin düşüncelerini. Sen siyaha aşık kadınsın ya. Artık gök kuşağı kadar renkli olmaya hazırlamalısın kendini.
Sen sevmenin ne demek olduğunu yakında öyle bir öğreneceksin ki. Sımsıkı sarılıp omuza başını koyup huzura kavuştuğunda yüreğinde kelebekler uçuşacak. Bir nefesti aradığın. Fazlası olacak ciğerlerin bayram edecek. Suskun yüreğin şairini bulup dertlerini sona erdirecek. Artık yüreğin de sevi için aşk için çırpınacak. İşte hayatı hasat edeceksin. Bundan gayri vakitsiz yağan yağmur da fırtınalarda sana engel olamayacak. Akşamlarısevmezdin ya hep sorunlar çıkartır diye. Hep akşamları seveceksin. Önceleri hep insalardan kaçardınız. Tarifsizce acılar yaşattıkları için. Her yaklaşmaya çalıştıkça uzaklaşma olmuştur daha fazla. Sevinçlerini bile doya doya yaşayamadın. Hep burukluk vardı . Hüzün vardı. Özlem vardı.
Şimdi senin kuma yaylasında olmanı isterdim. Sarı çamların buram buram kokusu içiersinde kaynatmadan közde çay demleyerek. Gürgenlerin palamutlarına gelen gödeleri sabahın ilk ışıklarıyla süzülüşünü izlemeni. Yada Datça’da zeytin ve bademlerinin denizin buluştuğu Palamutbükü plajında olmanı isterdim. Uzunca sahil şeridinde çakılı taşı ve kumu ayrılmaz bir bütünlüğü ile sana huzur sunardır. İki kadeh rakı içtim diye sarhoş olduğunusanma. Senin zerafetinin naifliğinden olacak çakırkeyif oluşun. Dalga seslerine karılmış rüzgar şıngıtısına kuşlarda eşlik edecek. Dans edeceksin denizin içinde kulaç atmak yerine. Senin gülmen için sebep hasıl olmalı. Sebepsiz yere gülemez insan. Yaşama tutunman için sebep olacak.
Modern diye hayatın bizlerini köleler haline getirip mangutlaştırdığını anlayanlar sistemin dışına atanlar kendilerini. Huzur kendiliğinden gelir. Eteklerin fırdönsün istiyorsan kendin ol. Sev hayatı. Memleketin gibi sev. Kendini. Bilmediğin bekli de şiirlerin vardır. Aşk kokulu şiirlerin. Senin ona ve kendini sevmeni bekleyen. HİÇ KİMSE GÜNAHSIZ DEĞİLDİR. Günahlarınla seven şairin vardır elbet. Göremediğin. Bilemediğin. Yada Ağzının tadını yerine getirecek. Senin uykuya daldığında cereyanda kalma diye üzerini örten. İstesen de karanlığa kahkalarınla sarılmana müsaade etmeyecek. Hazin ve derin kararsızlıklarını sona erdirecek. Seni mükemmeliyetçi yapacak erkeğin çıkar kim bilir?
Çünkü sevginin iyileştiremeyeceği yara yoktur. Sezgilerine ve yüreğinin sesine güven. İçindeki tertemiz kalmış o kız çocuğunu gören vardır elbet. Onu seviyordur. Onun için koruyacaktır seni. Sarmaşıklar gibi aşkı saracaktır bedenini.
KİM BİLİR?

Ahmet KİREÇCİ
23.05.2021
03:46
www.askimsultan.com

Bir cevap yazın