Aşkı sevdayı yaşamak

Aşkı sevdayı yaşamak beceri işidir. Yürek işidir. Cesaret işidir. Herkese nasip olmaz. Ben yaşayamayan beceriksizlere acıyorum sadece. Çünkü aşık olmak birine hayat olmak demektir. Bunu herkes göze alamaz. Çünkü seversen onun yokluğunda üşürsün. Elin ayağın üşür sonra yüreğin üşür. Gözlerin onun seması olur. İlgin ruhunu okşar. Konuşursan sesin şifa olur.

Aşkı yaşatamayacaksan uzak duracaksın. Yoksa vicdanının sesi kemirir seni. Kalbine ağır gelir. Sana her yer dar gelir. Kendini koskoca dünyaya sığdıramazsın.

O yüzden bazıları gündelik aşk yaşarlar. Bunları yaşamamak için. İşte bunlar zavallılar.

İşte böyleleri ömürlerini bir hiç uğruna harcadıklarının farkında değildirler. Cesaretsizliğin ve korkuların engel olmuştur. Kahveni hep sıcak içmişsindir. Kahveni soğuk içmeye sebep olan olmamış. Kahve tiryakisi olmana sebep olan olmamış. Kin ve nefret duygularının ruhunu kirletmesine engel olan olmamış.  Damarlarında kan taşımışsın derim.

Bunlar kelimeler ile anlatılanlar. Birde anlatılamayanlar vardır yaşanarak, hissederek öğrenilecekler.

Sesini duyduğunda içini kaplayan huzuru. Özlemi düştüğünde gözlerinden tıpır tıpır düşen gözyaşlarını . Özgürlüğünün onun tutsaklığı altında verdiği hazzı. Çocuklar gibi şen şartak olmayı. Ona karşı herzaman dürüst olmanın verdiği güveni. Küssen kızsan bile üzülmesin diye boğazında düğüm düğüm olan kelimeleri geri yutkunduğunu. Vazgeçilmezi olduğunu. Vazgeçilmez olduğunu bilmenin zevkini çıkartırsın. Nazlanırsın. Tripler atarsın öyle böyle değil. Ardı arkası kesilmez.

Sebepsiz yere her fırsatta öpersin. Defalarca hemde. Onun teni olduğun için öpersin.

Koklarsın saçlarını parmakların gezinirken tarar gibi. Bağımlısı olursun. Bağımlısı edersin. Bir dahakine yaşayana kadar burnunun direği sızlar.

Ey aşk. Ne mutlu seni yaşayabilene. Acısıyla , tatlısıyla, hüznüyle, hasretiyle yaşayabilene ayrı ayrı tat verir. 

Aşıkşan yeri gelir dost sırdaş.

Yeri gelir eş.

Yeri gelir arkadaş.

Yeri gelir baba.

Yeri gelir çocuğu.

Yeri geldiğinde sırtını dayayacağı çınar ağacı olursun.

Seversen birde aşık olursan. Ellerini her semaya kaldırdığından. Dilinden dualar eksilmez. Allah’ım onu bana yar eyledin. Kalbine ve bedenini güneşinle ısıtır gibi sevdamla ısıt. Bedenine sağlık. Yolunu kar tanesi gibi berrak. Nehir gibi akıcı. Sağnak sağnak yağan yağmurlar gibi mutluluk yağdır ki. Mutluluk yağmurunda sırılsıklam ıslansın. Mevsimler değişsede yüreği hep bahar olsun. Dersin. Amin dersin.

Gelelim Sultan ve benim aşkıma.

Bilki Sultan . Yorgunum. Sebebi yokluğundur. Birde utanıyorum ki nasıl dile getireyim bilemiyorum. Güzelliğin karşısında mahçubum. Badem gözlerin huzur veriyor. Yüreğinin temizliği. Kalbinin sıcaklığı . Acaba ben sana layık mıyım. Yazdıklarım seni anlatıyor mu? İçimden geçenleri. Kalemimi aracı eyledim kağıda döküyor.

Benim ciğerlerime çektiğim Sultan’ımın kokusuyla harmanlanmış aşk iksiri  damarlarımda dolaşan.

Sultan kem söz söylemez. Bir bakışın bile beni dar ağacında idam etmeye eşdeğer olduğunu bilir.

Benim yurdumda sensin. Vatanımda yüreğin.  Onun dışındaki heryer gurbettir.

Çok rahat konuşurum yazarım sana. Bilirimki yanlış anlaşılmam. Bilirimki sözlerim. Cümlelerim arasından kelimeler cımbızla alınmayacak. Hiçbir duygu yada düşüncelerim bana koz olarak kullanılmayacak. Bana senden zarar gelmeyecek. Sende güçlü olmak. Güçlü görünmek zorunda kalmayacaksın Sultan. Sen kadınlığınla değer katacaksın. Üzerinde gereksiz yük olmayacak. Engellerin olmayacak ayağına dolanan.

Sen ve ben.

Sultan’ım.

Aşkı tarifsizce yaşayacağız. Nefes aldıkça.

Ahmet KİREÇCİ

20.02.2021

01:50

Bir cevap yazın