Aşk Yaşanır Anlatılmaz

ahmet-kireçci- Ahmet Kireçci- EVLİLERDE SEVEBİLİR Mİ - Çok hassas bir konuya değineyim - AŞK YAŞANIR ANLATILMAZ - Aşkı yaşadım anlatmak için de yazmaya karar verdim - Klasik söz vardır - Aşk Ya
ahmetkireçciAhmet Kireçci- EVLİLERDE SEVEBİLİR MİÇok hassas bir konuya değineyimAŞK YAŞANIR ANLATILMAZAşkı yaşadım anlatmak için de yazmaya karar verdimKlasik söz vardır – Aşk Ya

Aşk Yaşanır Anlatılmaz

Aşk Yaşanır Anlatılmaz neden mi ?
Aşkı yaşadım anlatmak için de yazmaya karar verdim . Klasik söz vardır Aşk Yaşanır Anlatılmaz diye. Anlatmaya çalışayım. Sevmek sevilmek, ne güzel duygudur. Ne mutlu Aşk’ı yaşatana , yaşayana. Şimdi sinema filmi gibi hayatınızı canlandırın gözünüzde. İçi tuhaf oluyor insanın değil mi ?
Aşk kelimesi kendi kendine heyecandır. Yaşayan bilir. Hiç hissettiniz mi bilmem; yaşamın mutlu anlarını ve zorluklarını sevdiğiniz bir insanla paylaşmak ne insanca bir güzellik, ne yüce bir duygudur. Dünyaya gelen her insan bu zenginliği yaşamalı, yakınlığın verdiği gücü, sevinci ve coşkuyu içinde hissetmelidir. Aşk bu insanca güzelliğin paylaşıldığı, gücün ortaya çıktığı en yüce noktadır. Evlilik bu güzelliği sürekli kılmak, yasa ve toplum kurallarına uygun hale getirmek için kurulur. Zihinsel, fiziksel, duygusal, ruhsal yakınlığı sağlamak evlilikte çok önemlidir. Bu nedenle mesafeler kısaltılır, aynı evde yaşanır, aynı sofrada yemek yenilir, aynı yatakta yatılır. Ana koşul tam açıklık, netlik ve hiç bir gizlilik kalmamacasına gerçek içtenlik ile yaşamı paylaşmaktır. Ahmet KİEÇCİ aşkın ne olduğunu iyi bilir.

Yaşanmış hikaye

Pendik’de ismini vermeyeceğim bir cafedeyim. Aşırı sıcak ve yoğun bir gündü. İş stresini atmak için bir kahve ile ödüllendirip dinlendirmek istedim kendimi. Yan masada bir genç bir çift oturuyordu. Sonra kadın kalkıp gitti ve delikanlı masada dalgın dalgın oturuyor. Hayırdır “Karadenizde gemilerin mi ? Battı dedim . ” Delikanlı ismi Alper bana dönüp anlatmaya başladı kısa bir tanışma faslından sonra. Çok üzücü bir durum iki yıllık evliliğini noktalamak üzere evi terk edip yalnız yaşamaya başlayan bir delikanlı . “Bir evin içinde iki yabancı gibiydik. Eşim kapalı ve huzursuz bir aile ortamı içinde büyümüş. Duygularını, düşüncelerini, isteklerini paylaşma alışkanlığı edinememiş. Konuşmalarımız öyle hudutlu, öyle rutin ve güncel olaylarla doluydu ki bazı şeyleri çözebilmek için büyük çaba sarf etmem gerekirdi. Kendini gizlediği gibi beni öğrenme arzusu da hiç göstermezdi” dedi. Uzun uzun dinledikten sonra düşündüm. Delikanlı zannediyordu ki bu gizlilik, kapalılık, uzaklık yalnızca kendi evlerinde yaşanıyor. Yıllardan beri evli olan, kendilerini ve gizemlerini birbirine açmayan o kadar çok çift var ki… Kapalı birer kutu gibi yaşarlar; her şeylerini açık olarak ortaya dökmekten korkarlar, korkularını söylemekten veya karşı tarafın hissetmesinden daha çok korkarlar. Etraflarına korkularından oluşan duvarlar örerler. Korkularının hapishanesinde dilleri, duyguları bağlı yaşarlar. Açık olmanın gerekliliğine inanmazlar.

Yakınlık olmazsa aşk kıvılcımı çakmaz

Korkular ve gizlilik içinde yakınlık kurulamaz. Yakınlık olmazsa aşk kıvılcımı çakmaz, aşk ateşi yanmaz. Bir insanın yaşamında yakınlık olmaması ne büyük kayıptır bilir misiniz? Anadolu geleneklerine göre bizlere her şeyimizi eşimizle paylaşmamamız öğretilmişti. “Erkeğin kazancı gizli olur. İş sırları eve taşınmaz. Annenin, babanın, ailenin eksikleri, kusurları konuşulup karşı tarafın eline koz verilmez. Çocuklara her şey anlatılmaz” gibi öğütlerle eğitildik. Hele cinsellik, eşler arasında gerçek bir gizemdir. Eşler cinsellikte nelerden hoşlandıklarını, hangi beklentiler içinde olduklarını, hangi duyarsızlıkları yaşadıklarını, hangi rahatsızlıkları, hangi eksikleri hissettiklerini birbirleriyle konuşmazlar. Utanırlar, bilmediklerini söylemeyi veya cinselliği öğrenmeyi bir güçsüzlük gibi görür, ortaya çıkmasını ayıp sayarlar. Neleri öğrenmeleri gerektiği üzerinde hiç durmazlar. Özellikle erkekler kendilerini öylesine güçlü ve becerikli zannederler ki evdeki cinselliği tek yöne döndürdüklerini veya tecavüz düzeyine çıkardıklarını fark etmezler bile. Aynı çekingenlikleri çocuklarına karşı da yaşarlar. Çocukların soruları karşısında afallarlar. Çocuklarına nasıl dünyaya geldiklerini net ve açık bir dille anlatabilen anne, baba pek azdır. Çocukların leylek hikâyelerine bıyık altından güldüklerini görmez, hikâyeler anlatmaya devam ederler.

Yakınlık olmayan yerde aşk yaşamaz

Yakınlık olmayan yerde aşk yaşamaz. Arkadaşlık, dostluk olmaz. Aşk kadın veya erkek her insan için gereklidir. Aşk yaşama anlam katar, yaşamı güzelleştirir, insanları birleştirir ve bütünleştirir. Aşık olmak hayatı dolu dolu yaşamak demektir. İnsanları korkutan aşkın sorumluluklarıdır. Aşk bağlılık içinde sürmelidir. Aşk sevdiğimiz insanın gelişmesine, ilerlemesine, yücelmesine hizmet etmelidir. Aşk eşleri özgürleştirmelidir. Baskı altında aşk yaşamaz. Aşk bağımlılık değil, bağlılık ister. Eşlerin birbirlerine bağımlı hale gelmesi özgürlüklerini kısıtlar, ellerini kollarını bağlar, aşkı öldürür. Aşk insanı kanatlandırır, hiç kimse onun kanatlarına dokunmamalı, çırpan kanatların, heyecanla atan kalplerin yolunu kapatmamalıdır.
Her şeyin olduğu gibi aşkın da riski vardır. Aşk bir maceradır. Tembel olanlar, yaşamlarında coşku ve heyecan aramayanlar, aşkın peşinde koşmak için dizlerinde güç, yüreklerinde umut bulamayanlar; dağların, ormanların, suların, doğanın coşkusunu kalplerinin derinliklerinde duymayanlar, aşkın sürprizlerine hazır olmayanlar aşk için yola çıkamazlar.
Aşk bir zenginliktir. Yaşamın her yönünü kapsar, insan ilişkilerindeki her rengi içinde taşır. Aşk insanın yaşayabileceği en yüce duygulardan biridir. Her insan mutlaka aşkı yaşamalı, aşkın yüceliğine ulaşmalı, doyumsuz lezzetini tatmalıdır.

aşk kelimesi

Hepimiz aşk kelimesini duyunca şöyle bir ahhh çeker, nerelere gider neler hatırlarız zihnimizde. Kimimiz geçmişte yaşadığı acı deneyimleri, kimimiz şu anda yaşadığı ilişki sorunlarını, kimimiz hayal edipte bir türlü yaşayamadığı o muhteşem duyguyu düşünür dururuz. Sonra Aşk Yaşanır Anlatılmaz deriz.
Aşkı yaşamak her zaman zor olarak tarif edilmiş, hatta aşkın sadece acı verdiğine dair birçok söz duymuşuzdur büyüklerimizden daha bizler minicikken. Zihinlerimiz bu düşüncelerle dolmuştur. Hele birde ebeveynlerimiz arasında yaşanan ilişki sorunları varsa, aşka dair birçok negatif düşünce ve inanç geliştirir hiç şüphesiz bilinçaltımız. Özellikle annelerimizin hayatı, yaptırımları, söylemleri bizi derinden etkiler ,çünkü bir anne ile çocuk rahimden mezara kadar bağlıdır bilinçaltı alemde. Ve söz olarak dökülmese ortaya bile, bir çocuk annesinin olumlu ya da olumsuz her türlü duygusunu alır bilinçaltından. Ve onları kendi fikirleri sanır. Oysa ki değildir. O deneyimler bir başkasına aittir…ve kimsenin deneyimi bir başkasına referans olamaz. Çünkü herkes kendi inanç sistemine,kendi düşünce kalıplarına uygun deneyimler yaşar. Yani birinin başına gelen bir deneyim bir diğerinin başına gelecek diye bir durum asla söz konusu değildir..

Aşk

Aşk; bağlılık, bağımlılık olarak yaşandıkça sorun yaratır sadece. Gerçek Aşk’ın özgürlük ile eşdeğer olduğunun çok az insan farkındadır maalesef ki. İlişkiler başladığında , kısa bir süre sonra baskın olan karakter diğerine tamamen hükmetmeye çalışmakta ve eğer istedikleri olmaz ise sevilmediğini düşünmektedir. Yani şöyle otur, böyle kalk, hadi şuraya gidelim, bana bunu al gibi gibi.. Bu istekler karşılandıkça sorun yok, karşılanmaz ise büyük öfkeler, tartışmalar söz konusudur. Ve değiştirmeye çalışmak karşındakini… Yapılmaya çalışılan en büyük hatadır.. Zaten tam olarak asla başarılı olunmaz bu konuda. Çünkü şu mesajı alır değiştirilmeye çalışılan kişi: “ben seni olduğun halinle sevmiyorum, ancak benim istediğim gibi olursan severim”. İşte bu bir ilişkiye vurulan en büyük darbedir. Bunu hisseden taraf bir müddet sonra isyan edecek, ve kendini koşulsuz sevecek birisini aramaya başlayacak, ya da iç dünyasında her zaman mutsuz olacaktır. Oysa ki aşk hatta sevgi sadece koşulsuz verildiğinde gerçektir ve cesarete sahiptir. Elbette bir insana yardım eder, fikir verebilirsiniz ancak bu ona hükmetme, onu istediğiniz şekle getirmeye çalışmaya vardığında bu o kişiye yapılan en büyük saygısızlık ve haksızlıktır. Ve her zaman, bir süre idare etse de, uzun vadede olumsuzluklarla sonuçlanır. Ayrılık, aldatılma, bitmek bilmeyen tartışmalar..

aslında aşkı yaşamak zor değil

Bu sebepten aslında aşkı yaşamak zor değil, onu zor hale getiren bizim hastalıklı ilişki kurma biçimlerimizdir. Birini koşulsuz sevip,saygı duyduğunuzda mutsuz olmanız imkansızdır. Tabi burada işin en önemli püf noktası, bir başkasını koşulsuz sevebilmemiz en temelde kendimizi koşulsuz sevebilmemize bağlıdır. Kendini tam anlamıyla, her haliyle yargılamadan sevmeyen bir kişi , bir başkasını da tam olarak sevemez, aşkı yaşayamaz.
Aşkı sınırsızca yaşamak istiyorsanız,önce kendinizi sınırsızca sevin. Ve ilişkilerinizde kendinize ve partnerinize mutlaka boş alanlar bırakın, onu kapsamaya çalışmayın. Ve hiç kimsenin deneyimini kendinize referans almayın. Çünkü siz biricik, tek ve özelsiniz. Sizin tıpatıp aynınızdan başka bir tane daha yok bu evrende ! Mutlu ilişkiler yaşamayı hak ediyorsunuz ve bu çok kolay.. Bunu asla unutmayın..

Aşkı yaşamak isteyip de yaşayamayan kendini sorgulamalı önce. Aşk dolu yıllar temenni ederim.

Ahmet Kireçci

 

Anahtar Kelimeler ; , SULTANIM, Ah be SULTANIM sen benim neler nelerimsin bir bilsen. SULTANIM, Sen her şeyimsin, canım, cananım, hasretim, alın yazım, kara sevdalım, sen cennetim, cansın can, nefesim, kanayan yaramsın, sol yanımsın,
Nefesim, Kalbim, Canım, Kanım, Karım, Ömrüm, Yuvam, Mutluluğum, Hayatım, Hayalim, Düşüm, Yaşama Sebebim, Bedenim, Dünyam, Servetim, Gözbebeğim, Gerçeğim, Hayatımın Anlamı, Mevsimlerim, Vatanım, HAYAT ACIMASIZ , AŞK GERÇEK , Canıma can katan kalbimin tek sahibisin.
Bir tanem seni ne çok sevmişim ya ahhhhhhhhh,

Bir cevap yazın